İlk tadım notumuzu Tuborg‘un dün itibarı ile piyasaya sürdüğü Tuborg Filtresiz bira hakkında yapıyoruz.

Firmanın uzun ön çalışmalar sonucu ürettiği ve lansman toplantısında bu biraya her şeyiyle çok güvendiğini belirttiği için tadı çok merak konusu olmuş durumda.

Özel seçilmiş maya ve şerbetçiotu ile kullanılan suyun en saf hali birleşmiş ve bu biranın sloganı olarak “Olduğu Gibi” seçilmiş. Tanıtım toplantısında orman havası eşliğinde sergilenmiş. Bu konsept biranın doğallığına ne denli güvenildiği havası yaratıyor bence.

Sabırsızlıkla beklediğim tadımı artık yapabilirim. Filtresiz biralar şişe dibinde tortu bırakacağı için en doğrusu bardakla içmek. Bu özel birayı ilk kez kendi özel bardağı ile içme şansı buldum. Bunun için de ayrıca teşekkür ediyorum. Bardak gerçekten çok şık.

Şişeyi ilk açtığımda içini kokladım. Hissettiğim koku tam olarak saf bira kokusu diyebilirim. Başka ne olacaktı diye içinizden geçirmiş olabilirsiniz ama şöyle açıklayım; bira fabrikalarının önünden geçerken yoğun bir koku duyarız ve çoğu insanın da hoşuna gitmeyen bir kokudur. İlk kokladığımda o kokunun lezzetli hali olarak hissettim diyebilirim. Yoğun süt beyaz bir köpük oluştu hemen ve bardakta bira durdukça köpük hareketleri yoğun şekilde devam etti.

İlk yudumla birlikte biraz şaşırmadım desem yalan olur hatta epey şaşırdım. Birkaç kez Tuborg fabrikası ziyaretinde üretim aşamasında olan soğuk tanklardan direkt olarak ikram ettikleri biradan içme fırsatım olmuştu. Yoğun buğulu biranın en saf haliydi sanırım çünkü çok ısrar etmeme rağmen alıp eve götürememiştim. Çok saf olduğu için raf ömrü kısaydı ve vermemişlerdi haliyle. İlk yudumdan sonra o biranın tadına çok yakın olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Biranın asit oranı son derece dengeli olmuş. İçimi çok kolay hale gelmiş. İçtikten sonra ağızda kesinlikle mayhoş bir tat bırakmıyor. Uzun süren tatlımsı bir aroma damakta kalıcı. Sanırım kullanılan maya ve şerbetçiotunun etkisi. Alkollü bir içecek tüketiyormuş gibi hissettirmedi bana o kadar kolay içimli yani. Bir abimin Beylerbeyi Göbek Rakısı ile ilgili sık sık söylediği “tereyağı gibi kayıyor” sözü geldi aklıma şişe bittiğinde.

Ben şişeyi ilk açtığım sırada bir arkadaşım geldi yanıma. Malt bira içemez ya da içmeyi sevmez, genelde buğday birası (weihenstaphaner) tercih ediyor. Yorumunu merak ettiğim için ona da bir bardak ikram ettim. Daha önce içtiği hiçbir malt biraya benzemiyor gibi bir yorum yaptı. (Bir tane de evde içmek için aldı).

Sonuç olarak bu bira bana saflığını hissettirdi. Kesinlikle ağzımda acı bir tat bırakmadı. Ağzımda uzun süre kalan aroma tadı bana çok hoş geldi. Yanında yemek için herhangi bir şey aratmaması artı bir durum bence. Ben normalde bir şey yemeden en fazla bir bira içebilirim ama içtiğim üç şişede de hiçbir şey aramadım yanında. Bira severlerin bu biradan çok keyif alacağını ve yoğun şekilde tercih edileceğini düşünüyorum.

Nasıl içeceğimiz önemli bu birayı. Bira bardağına şişenin yarısı bardak dik olmayacak şekilde tutulup (biranın çok köpürmemesi için) şişenin yarısı boşaltılır. Şişede kalan bira hafif çalkalanıp (dibindeki tortunun iyice bardağa dökülmesi için) bardak tamamlanır.

Siz de fikirlerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz.

6 Comments

  1. eniste 12/02/2019
    • Serdar 13/02/2019
  2. çizmelikedi 13/02/2019
  3. VOLKAN 14/02/2019
  4. reiscoban 09/07/2019
  5. Buğra 21/10/2019

Leave a Reply