Beylerbeyi Rakı, 2007 yılında Manisa Akhisar‘da Sarper İçecek tarafından üretilmeye başlandı. Sarper İçecek Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Eczacıbaşı ailesinin damadı olan Bülent Sarper bir demecinde sektöre girişlerini ve hedeflerini şöyle özetliyor; “Tütün sektöründe 63 yıllık bir deneyime sahibiz. Ege demek aynı zamanda üzüm demek. Nasıl 63 yıldır tütünde en iyiyi aradıysak, şimdi rakı üretiminde de Ege’nin en güzel üzümleriyle yola çıkıyoruz.”

Neden Beylerbeyi isminin seçildiğini de Sarper İçecek Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferit Sarper şöyle aktarıyor; “Bey ve Beyefendilik kavramlarını tekrar gündeme getirmek için Beylerbeyi ismini seçtik.”

Sarper İçecek şu an sadece rakı üretimi yapmakta. Votka, Cin gibi alkollü içecekler üretmiyorlar. Bunun en büyük nedeni ise kültürümüzde çok önemli bir yeri olduğunu düşünmeleri. Buna katılmamak mümkün değil, sofra kültürümüzde çok önemli bir yere sahip rakı.

Dostlarımızla bir sofra muhabbetimizde bu konu hakkında geçen anektodu aynen aktarıyorum;

Sarper ailesine dostları bir sohbette şunları söylüyor; “Sektöre 20 milyon dolar gibi hatırı sayılır bir bütçeyle giriyorsunuz. Sektör liderinin çoğu rakibi gibi siz de fiyat politikası ile rekabet edin. Satışlarınız daha çok olacaktır.” Cevap kısa ve net; “Biz eşimiz dostumuz gerçekten rakı içsin diye üretiyoruz bu rakıyı.”

Bu sohbetin gerçekten yaşanmış olduğuna dair bir bilgim yok ama bunu en az dört farklı ortamda duydum. Gerçek ya da değil ama etkileyici.

Gelelim Beylerbeyi Göbek Rakısının nasıl üretildiğine.

Sadece Ege üzümlerinden %100 üzüm suması kullanılıyor. Rakının dinlendirildiği imbikler 5 kısma ayrılıyor. Dinlendikçe anason dibe çöküyor, bu 5. kısım. Alkol ise dinlendikçe üste çıkıyor, bu da 1. kısım. Ortada kalan imbiğin şişkin kısmı ise 3. kısım. En ideal karışımın olduğu bu kısma aynı zamanda “göbek” deniyor. Piyasadaki ilk göbek rakısı olan Beylerbeyi Göbek adını işte buradan almakta.

Rakı üretiminde standart, 2 kez distile edilmek olarak kabul görür ancak Beylerbeyi Göbek bunu ileriye taşımış. 3. kısımdan yani göbekten alınan rakı, tekrar imbiğe dinlenmeye alınıyor. Bu imbikten de yine sadece 3. kısım alınıyor ve bu işlem 3 kez tekrarlanıyor. Aslında bu rakıya göbeğin göbeği de denebilir.

Sıra geldi tadım notlarına;

Tadımdan önce rakıyı bardağa döküp bardağı salladığımda rakının bardaktan nasıl süzüldüğünü fotoğrafta görebilirsiniz.

Su ilave edip rakıyı beyazlatınca da bu süzülme süt gibi devam ediyor.

İlk yudumu sek olarak denediğimde üzüm ve anasonun zengin aromaları net bir şekilde hissediliyor. Yüksek kalitede yoğun anasona karşın içimi son derece yumuşak ve alkolü hissettirmiyor.

Kokusuna ayrıca değinmek gerek diye düşünüyorum. Kokusundan tiksinip rakıyı içemeyenlerin bile içebileceği kadar hoş bir koku bırakıyor burunda. Damakta bıraktığı ise kadifemsi bir içimin ardından tatlımsı bir bitiş.

Benim tercihim rakıyı sek ve küçük yudumlarla içmek. Ancak bazı rakılar sek içilemeyecek kadar rahatsız edebiliyor. Bu rakıda ilk bardağı sek olarak içtim. Çok rahat sek içiliyor ve normalde böyle devam ederdim ancak yorumlamak için su ile devam ediyorum. Bardağın duble seviyesinden de fazla koyup soğuk su ilave ediyorum. Buz konulacaksa soğuk su katıldıktan sonra konulmalı ama benim tercihim değil. İlla ki buzsuz içemem diyen olursa da tek çözüm ehlikeyf olmalı. Bu tüm rakılar için geçerli.

Burada rakı hem ehlikeyfe konulmuş hem de rakının içine buz atılmış. Arkadaş durumu biraz abartmış; ehlikeyf varsa buza kesinlikle gerek yok.

Rakı içenlerde genelde gözlemlediğim rakıdan yudum aldıktan hemen sonra ağızlarına bir şeyler atmaları ya da rakıdan bir yudum alıp yuttuktan sonra şalgam suyu vb. içecekler içmeleri. Ben de arada şalgam suyu ile rakı içerim ama sadece rakının kalitesi düşükse. Bu rakı ile birlikte şalgam suyu içmek bence haksızlık olur. Ağızda bıraktığı tadı ve damakta genizde bıraktığı tatlımsı aromatik kokunun tadını bir süre çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.

Tuborg Filtresiz yorumunda “Bir abimin Beylerbeyi Göbek Rakısı hakkında sık sık kullandığı tereyağı gibi kayıyor sözü geldi ilk yudumdan sonra aklıma” cümlesini kurmuştum. Bu rakıdan başka rakı içmeyen o sözün sahibi tadım yaparken yanında sadece güzel bir cacık olsun yeter dedi. Aç olmama rağmen o tavsiyeye uydum. (Bol sarımsaklı olsun aroma versin de demişti ama o tavsiyeye uyamadım) Abarttığım asla düşünülmesin kesinlikle yağ gibi kayıyor ve cacık yetiyor da artıyor bile. Fazla bir şeye gerek yok, keyfini çıkarmak yeterli ve tabii ki yerinde, kararında, keyfiyle tüketmek yeter.

Bu rakıyı içenlerin içtikten sonra en sık söylediği iki konuya değinmek istiyorum ve okuyanların da bu konudaki yorumlarını bekliyorum.

İlki; içtikten sonra baş ağrısı yapmayan tek rakı olduğunu iddia etmeleri.

Rakının baş ağrısı yapmasının sebebi kullanılan şeker diye düşünüyorum. Beylerbeyi Göbek rakısında ilave şeker kullanılmıyor. İçindeki şeker, kullanılan %100 üzümün kendisinden geliyor. Baş ağrısı yapmamasının nedeni bu olabilir.

Eski usul ev yapımı rakılarda şeker ne kadar fazla konulursa o kadar alkol yüksek oluyor ve fazla sarhoş ediyor ama sabah baş ağrısı dayanılmayacak seviyelerde oluyor.

İkincisi; bu rakıyı ilk kez içenlerin sarhoş etmediğini iddia etmeleri ve “ben de şahit oldum” diyerek çoğu kişinin bunu destekliyor olması.

Bence ilk içenlerin böyle hissediyor olması rakının son derece kolay içimli, aromalı yapısı ve alkol oranının %45 olmasına karşın alkolün neredeyse hissedilmemesi. Kullanılan anasonun tadı ve kokusu kesinlikle rahatsız etmediği gibi boğazda, içinde bulunan alkolün yanma yapmıyor olması.

Bu rakının bence tek olumsuz tarafı şişesi. Böyle bir rakı için son derece sıradan bir şişe olmuş. Üzerinin kaplanması iyi düşünülmüş ve anlaşılan ciddi de maliyet ama yine de ben beğenmedim.

Şişenin arka tarafında isim yazılabilecek bir yer yapılmış ve şişe kaplamadan ayrılmadan da içinde ne kadar kaldığının görülebileceği bir bölüm yapmışlar.

Bunlar tamamen kişisel fikirlerdir. Katılabilir ya da itiraz edebilirsiniz. Deneyim ve yorumlarınızı bekliyoruz.

3 Comments

  1. eniste 29/03/2019
  2. Önder Kahraman DENİZ 12/08/2019
  3. Önder Kahraman DENİZ 29/08/2019

Leave a Reply